Zeytin ağaçlarında Kömür Çürüklüğü Hastalığı Neden Olur? | Mücadelesi | Çözümleri

Zeytin ağaçlarında “Kömür Çürüklüğü” olarak adlandırılan hastalık, genellikle zeytinin en önemli kök ve kök boğazı hastalıkları olan Armillaria Kök Çürüklüğü veya Rosellinia Kök Çürüklüğü ile karıştırılabilen, genel bir ifade olup, aslında başka bitkilerde görülen *‘*dan (Kömür Çürüklüğü) farklı olarak zeytinde daha çok kök çürüklükleri ön plana çıkar.

Zeytin ağaçlarında kökleri etkileyerek ağacın ölümüne neden olan ve halk arasında kömürleşmiş görünümle ilişkilendirilebilecek en önemli hastalıklar şunlardır:


1. Armillaria Kök Çürüklüğü (Şapkalı Mantar)

Hastalık etmeni, adı verilen şapkalı bir fungustur. Ağaçların köklerini ve kök boğazını çürüterek ölüme yol açar.

Özellikleri ve Belirtileri

  • Ağaç Üstü Belirtiler:
    • İlk belirti, yapraklarda küçülme ve sararma (kloroz) ile başlar.
    • Sürgün oluşumu azalır, genç yapraklar dökülür ve sürgün uçlarında geriye doğru kurumalar görülür.
    • Hastalık ilerledikçe dallar kurur ve nihayetinde ağacın tamamı kuruyarak ölür. Bu süreç 1-4 yıl sürebilir.
  • Kök Belirtileri (En Karakteristik):
    • Hastalığa yakalanmış ağaçların kökleri incelendiğinde, kabuk dokusu ile odun dokusu arasında beyaz, ağ şeklinde misel tabakası oluştuğu görülür.
    • Hastalığın başlangıcında odun dokusu açık kahve, ilerleyen aşamada ise sarımtırak veya beyaz süngerimsi bir dokuya dönüşür.
  • Fungusun Yapısı: Fungus, sonbaharın ilk yağmurlarından sonra hasta ağaç kütüklerinde sarımsı-kahverengi şapkalar oluşturur. Ayrıca, kalın ve silindir şeklinde, koyu renkli misel uzantıları olan rizomorflar (misel kordonları) oluşturarak toprakta ve odun dokusunda yaşar ve yayılır.
  • Yayılma: Fungus, ölü ağaçlarda ve toprakta kalan kök parçalarında uzun süre canlı kalır ve özellikle nemli yerlerde, taban suyu yüksek arazilerde kolay gelişir.

2. Rosellinia Kök Çürüklüğü (Beyaz Misel Örtüsü)

Hastalık etmeni adlı fungustur. Zeytin de dahil olmak üzere birçok meyve ve orman ağacında zarara neden olan polifag (çok konukçulu) bir mantardır.

Özellikleri ve Belirtileri

  • Ağaç Üstü Belirtiler:
    • Hastalığa yakalanan ağaçlardaki ilk belirti, yapraklarda sararmalar ve küçülmelerdir.
    • Sararma ve solgunluk, ağacın tümünde veya kök enfeksiyonuna bağlı olarak ağacın tek bir yönünde görülebilir.
    • Yaprakların zamanla dökülmesiyle ağaçta normalden az yaprak kalır, büyümede durgunluk ve geriye doğru ölüm görülür.
    • Genç fidan ve ağaçlarda daha etkilidir; hasta fidanlar elle çekildiğinde topraktan kolayca çıkar.
  • Kök Belirtileri (En Karakteristik):
    • Kökün kabuk kısmı kaldırıldığında, kabuk altında ağ şeklinde, parlak beyaz misel örtüsü görülür.
  • Yayılma: Mantarın miselleri toprakta uzun yıllar canlılığını sürdürebilir. Özellikle sulama suyu, sel suları ve toprak işlemesi hastalığın yayılmasında önemli faktörlerdir. Ağır ve su tutan topraklarda zararı daha büyüktür.

Mücadele Yöntemleri (Genel Kök Çürüklükleri İçin)

Kök çürüklüğü hastalıklarının mücadelesi zor olduğundan, esas olarak kültürel önlemlere dayanır:

  1. Toprak ve Alan Seçimi: Ağır, su tutan ve taban arazilerde zeytinlik tesis etmekten kaçınılmalıdır.
  2. Drenaj: Su birikmesini önlemek için drenaj kanalları açılmalı ve toprağın iyi havalanması sağlanmalıdır.
  3. Bulaşık Ağaçların Yönetimi:
    • Kökleri tamamen çürüyen ağaçlar, kök parçası kalmayacak şekilde sökülmeli ve yakılmalıdır. Sökülen yere en az 1-2 yıl fidan dikilmemelidir.
    • Hastalığın yeni bulaştığı ağaçlarda, çürüyen kökler sağlam kısma kadar temizlenmeli ve dengeyi sağlamak için ilgili dallarda budama yapılmalıdır.
    • Hastalığın sağlam ağaçlara bulaşmasını önlemek için bulaşık kısmın etrafına 60 cm derinliğinde hendek açılabilir.
  4. Kök Boğazının Açılması: Bulaşık bahçelerde, kök boğazları ana köklere kadar açılarak yaz aylarında güneş ve hava alması sağlanmalıdır.
  5. Sulama ve Gübreleme: Sulama suyu ve gübre, kök boğazına değil, taç izdüşümüne ve tekniğine uygun şekilde verilmelidir.

Bu hastalıklar zeytin ağacının ömrünü kısaltarak büyük ekonomik kayıplara yol açar, bu nedenle önleyici tedbirler hayati önem taşır.

👁️ Görüntülenme: 40

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir